Home » makaleler » Ani ve Şiddetli Baş Ağrısı Neden Önemsenmeli?

Beyin hastalıklarında tanı ve tedavi olanakları neler?

Kafa Tabanı Cerrahisi Nedir

Beyin Kanamaları ve Beyin Damarı Tıkanmalarında Yeni Tedaviler

Beyin, Omurilik ve Sinir Tümörleri

Baş Ağrıları

ANEVRİZMALAR, BEL VE BOYUN FITIKLARI

NEDENİ BİLİNMEYEN BAŞ AĞRILARI HAZİRAN 2017

BEYİN KANAMALARI

Ani ve Şiddetli Baş Ağrısı Neden Önemsenmeli?

bas-agrisi‘Hayatımda yaşadığım en şiddetli baş ağrısı, sanki kafamın içinde bomba patlıyor’ gibi hissediyorum!.. Şeklinde tanımladığınız bir baş ağrısı yaşıyorsanız, hemen bir hekime başvurmanızda fayda var…

 

Baş ağrısı hemen herkesin sıkça yaşadığı bir durum. Ancak yaşadığınız bu ağrının ani ve şiddetli olması, aslında altta yatan başka bir hastalığı haber veriyor olabilir. 

Ani, Çok Şiddetli ve Geçmeyen Baş Ağrısına Dikkat! Ani başlayan, çok şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı Spontan Subaraknoid Kanama (SAK) dediğimiz ağır bir beyin kanamasının en önde gelen belirtisidir. Bu kanama türü çok ağır sonuçları olan; ancak, zamanında müdahale edildiğinde tedavi şansı ve başarı oranı yüksek bir tablodur. Kişinin daha önce yaşamadığı kadar şiddetli baş ağrısına; ense sertliği, bulantı, kusma, bilinç düzeyinde bozulma, taraf gösteren kuvvet kaybı, duyu bozuklukları, anlama ve/veya ifade kaybı ile ortaya çıkan konuşma bozukluğu, görme bozuklukları, sara (epilepsi) atakları ile birlikte nörolojik ve nörolojik olmayan akla gelebilecek her türlü belirti de eşlik edebilir. Klinik tablonun bu kadar zengin olması olayın aniden gelişmesine, büyük hacimli bir kanın, çok yüksek bir basınçla, beyin omurilik ve sinirlere yayılmasına ve böylece tüm sinir sistemini hem hacimsel hem de işlevsel olarak bütünüyle etkilemesine bağlıdır. Subaraknoid kanama, %80 sıklıkla beyin atardamarındaki bir baloncuğun (anevrizmanın) yırtılarak kanaması sonucu ortaya çıkar. Beyin anevrizması ve bunun kanaması ile ortaya çıkan subaraknoid kanama, tanı ve tedavi yönünden, yüksek donanımlı bir merkezi; en 8 HOSPITAL Eylül, Ekim, Kasım 2012 önemlisi Beyin Cerrahı, Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı, Nöroradyologdan oluşan deneyimli bir ekibi gerektirir. İlk andan başlanarak yapılacak iyi bir tedavi ile beynin korunması sağlanır ve anevrizma kapatılırsa iyi sonuçlar alabilmek mümkün olur. Anevrizma nedir? Kelime anlamı olarak genişleme demektir ve beyin damarı anevrizması beyin damar yapısında kalıcı özellikte bir balonlaşmayı ifade eder. Beyin damarındaki anevrizmalar, oluş nedenlerine, yerleşimlerine, damar ile ilişkilerine, şekillerine, büyüklüklerine göre çeşitlere ayrılır (sakküler / füziform; konjenital / mikotik / travmatik / disekan / aterosklerotik /; dar boyunlu / geniş boyunlu / ince duvarlı / kalın duvarlı; küçük anevrizma / büyük anevrizma / dev anevrizma /; tromboze anevrizma /… gibi daha pek çok yönden). Hastalarımızda sıklıkla karşılaştığımız anevrizma türleri Konjenital Sakküler Anevrizmalar dediğimiz, doğuştan gelen bir takım bozuklukların üzerine sonradan eklenen ve kan akışını etkileyen faktörlerle ortaya çıkan anevrizmalardır. Bunlar; atardamarların çatallanma ya da damar ayrılma noktalarında görülen, çoğunlukla kiraz benzeri şekilde olan anevrizmalardır. Sıklıkla çok ağır bir klinik tablo olan Spontan Subaraknoid Kanama (SAK) tablosuna yol açan anevrizmalar da bu tip anevrizmalardır. Beyinde anevrizma nasıl ve neden oluşur? Beyin damarlarının yapısı diğer organların damar yapısından farklıdır. Beyin damar duvarındaki katlar bazı kişilerde eksik ya da daha zayıf olabilir. Bunun da etkisiyle özellikle atardamarların çatallanma noktalarında ya da damar çıkış yerlerinde, damar duvarındaki kas tabakasının ve damarın iç duvarını döşeyen elastik tabakanın defektli olduğu alandan damarın baloncuk yapması ile anevrizma oluşur. Doğuştan gelen damar duvarındaki zayıflığın üstüne, edinsel olarak kan akışı ile ilgili faktörlerin ve damar duvarının yapısını etkileyen süreçlerin de eklenmesiyle anevrizmaların oluştuğu düşüncesi yaygın olarak kabul görmektedir; ancak yine de tam nedeni bilinmemektedir. Anevrizmalar hangi yaş grubunda daha sık görülür? Beyin damarının konjenital sakküler anevrizmalarının her ne kadar doğuştan bir başlangıçları olsa da, bu lezyonların ortaya çıkışı genellikle 40‐60 yaş arasında ve çok sıklıkla ağır bir beyin kanaması olan SAK (Spontan Subaraknoid Kanama) ile olur. Uç örnekler de görebiliyoruz; 11 yaşında bir çocuğun Spontan Subaraknoid kanama ile geldiğini ve anjiyografisinde 4 adet anevrizma saptadığımızı hatırlıyorum. İleri yaş gruplarında, örneğin dokuzuncu on yılda (seksenli yaşlarda) gelen hastalarımız da var. Kısaca, her yaş grubunda görülebilmekle birlikte bu lezyonların ortaya çıkışının beşinci ve altıncı on yıllarda yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Risk Faktörleri Anevrizma Oluşumunu Tetikleyebilir! Beyin anevrizmalarının sıklığında ırk ve bölge özellikleri önemlidir; bazı toplumlarda ve ailelerde anevrizma görülme oranı çok yüksektir. Dolayısıyla genetik faktörlerin önemi olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda beyin anevrizması ile ilişkili yeni genetik bilgiler bulunmuş olsa da; bu faktörlerin neler olduğu ve rolleri tam olarak henüz anlaşılamamıştır. Beyin anevrizması ve spontan subaraknoid kanamalı hastaların yaklaşık onda birinde ailesel öykü mevcuttur; bu hastalarda klinik tablonun genellikle daha erken yaşlarda ortaya çıktığı ve daha ağır seyrettiği bilinir. Ehlers‐Danlos Sendromu, Marfan Sendromu, Psödoksantoma Elastikum, Nörofibromatozis, Polikistik Böbrek Hastalığı, Aorta Koarktasyonu gibi bazı sistemik bağ dokusu hastalıklarında, Beyin Anevrizması görülme ihtimali artar. Yaş ve cinsiyet de önemli bir etkendir. Tüm yaş gruplarında görülse de 40‐60 yaş grubunda kadınlarda biraz daha yüksek oranda rastlanır. Edinsel faktörlerden damar yapısını ve kan‐akış dinamiğini etkileyen Hipertansiyon, Diyabet, Sigara kullanımı, Narkotikler, Alkolizm, kanda iltihaplanma gibi enfeksiyonlar, kafa‐beyin darbeleri anevrizma oluşumunda rol oynarlar. Beyin anevrizmalarının doğal seyrinde %90’ından fazlası, Anevrizmanın yırtılıp kanaması ile ortaya çıkar. Eylül, Ekim, Kasım 2012 HOSPITAL 9 Bu, Spontan Subaraknoid Kanama (SAK) dediğimiz çok ağır bir beyin kanamasıdır. Bu klinik tabloda, anevrizma ile birlikte eşlik eden ağır beyin kanamasını ve bu kanamanın tetiklediği bir dizi komplikasyonu tedavi etmemiz gerekir. Çok karmaşık ve güç olan bu tedavinin çok iyi donanımlı bir merkezde, beyin damarı mikrocerrahisinde deneyimli ve işbirliği içinde çalışan “Beyin Cerrahisi / Serebrovasküler Cerrahi–Nöroanesteziyoloji ve Yoğun Bakım–Nöroradyoloji” ekibinin dinamik çalışmasıyla yapılması gerekir. Bu Belirtiler Varsa Çok Dikkatli Olun! Hastaların çok azında (%10’dan daha azında) anevrizmanın kitlesi ile etraf beyin yapılarında bası oluşturması ve/veya beyin dolaşımına kan pıhtıları atmasına ait nörolojik bulguların ortaya çıkması söz konusudur. Bu belirti ve bulgular: • Görme bozuklukları, • Göz hareketlerinde kısıtlanma ve bununla ilişkili olarak çift görme, • Göz etrafında ve/veya yüzde ağrılar, • Konuşma bozuklukları, • Vücudun bir tarafında kuvvet ya da duyu kaybı, • Yürüme bozuklukları, • Bunama, • Duygulanım bozuklukları, • Baş ağrısı. Bu bulgular hekim tarafından doğru bir şekilde okunup gerekli incelemeler yapılırsa, anevrizmayı henüz kanamadan teşhis etme şansı olabilir. Bazen de, başka nedenlerle yaptırılan görüntülemelerde rastlantısal olarak anevrizma saptanabilir. Anevrizma kanamadan tanı konması, tedavinin daha kolay ve başarı oranının daha yüksek olması nedeniyle, hem hasta hem de hekim açısından çok şanslı bir durumdur. Anevrizmaların tanısında hangi incelemeler kullanılır? Bu dinamik sürecin başından sonuna değin, en temelde beynin kaba morfolojik yapısını, kafa içindeki kompozisyonu, beyin damar ağacını ve bu yapıdaki patolojik oluşumları, kanamanın yerleşimini, büyüklüğünü ve seyrini, beynin ve damar yapısının bu sürece nasıl yanıt verdiğini anlamak için beynin kanlanmasını ve işlevsel haritasını, vücudun hayati fonksiyonlarının ve tüm diğer sistemlerinin durumunu sürekli bir şekilde izlemek gereklidir. Bunun için pek çok tetkik yapılır ve bunlar birbirini tamamlayacak bilgiler sağlar. Bilgisayarlı beyin tomografisi kanamayı, kanamanın etkilerini ve muhtemel etyolojik lezyonu göstermede; serebral anjiyografi (DSA), beyin damar ağacını ve beyin anevrizmasını ya da başka bir damarsal lezyonu (beyin damar yumağı gibi) ayrıntılı olarak ortaya koymada; serebral manyetik rezonans görüntüleme (MRG), beyin görüntülemesi ve beyin fonksiyonları ile ilgili daha ileri bilgiler sağlamada, Nöro‐Yoğun Bakım Ünitesi’ndeki çeşitli girişimsel monitörizasyonlar da tüm vücut ve özellikle hayati fonksiyonların takibini sağlamamızda ve bu değerleri optimal aralıkta tutmamızda bize yararlıdır. 10 HOSPITAL Eylül, Ekim, Kasım 2012 Bir beyin damarı anevrizması patladığında görülen belirtiler nelerdir? Bir beyin damarı anevrizması patladığında klinik olarak Spontan Subaraknoid Kanama (SAK) ortaya çıkar: Baş ağrısı (Ani, daha önce hiç yaşanmamış derecede çok şiddetli, hiçbir şekilde hafiflemeyen, ısrarcı baş ağrısı) kardinal belirtidir ve tanı koymada çok kıymetlidir. Bunu sadece tüm hekimlerin, tıp öğrencilerinin, sağlık çalışanlarının değil aynı zamanda tüm toplum bireylerinin bilmesi gereklidir. Çünkü bu tablonun olabileceği ne kadar erken akla gelir, erken tanı konur ve hasta uygun merkeze ulaştırılır ise, sonuç da o ölçüde iyi olacaktır. Hasta uygun merkeze ulaştırılana kadar solunum ve kalbinin çalışması emniyete alınmalı; hasta rahat bir pozisyonda tutulmalıdır. Bu süreçte İlk Yardım Sağlık Ekibine haber verilmeli ve uygun koşullarda hastaneye götürülmelidir. Buradaki en önemli nokta götürülecek hastanenin yüksek donanımlı, bu alanda uzmanlaşmış deneyimli ekibi olan bir merkez olmasıdır. Anevrizma kanamasına bağlı subaraknoid kanamalı hastalarda çağdaş tedavide ilk adım, hastanın olabildiğince erken dönemde (dakikalar‐saatler içinde) Nöro‐Yoğun Bakım Ünitesi’nde ilk dakikalardan itibaren tüm hayati fonksiyonlarının kontrol altına alınmasıdır. Böylece beyin korunarak, beyin damarlarının anjiyografisi ve tüm ileri incelemeler tamamlanır; deneyimli bir Serebrovasküler Cerrahi ekibince ameliyata alınarak yüksek standartları gerektiren tedaviler uygulanabilir. Hastada sonucu belirleyen en önemli faktörler yapılan tedavinin zamanında ve doğru uygulanması ile birlikte kanamanın şiddetinin ölçüsü ve buna yol açan anevrizmanın teknik zorluklarıdır. Tabii ki, hastaya özgü faktörler olarak yaş, hastanın damar yapısı, genel sağlık durumu, hipertansiyon, diyabet, kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi eşlik eden ciddi süregen sistemik hastalıklar da hastalığın seyrinde ve sonuçta etkilidirler. Ameliyat süreci nasıl işler? İdeal yaklaşım, öncelikle erken tanıyı takiben hastanın yoğun bakım ünitesine alınarak tüm hayati fonksiyonlarının sürekli olarak izlenmesini sağlayan monitörizasyon girişimlerinin yapılmasıdır. Bu süreçte hastanın diğer sistemlerinin değerlendirilmesi, beyin metabolizmasının ve kanlanmasının, en iyi şartların ve tedavinin sağlanması, ameliyat öncesi gereken tüm ileri incelemelerin yapılarak bir an önce ameliyata alınması, işin en önemli ve belirleyici halkalarını oluşturur. Bu işlemler, çağdaş nöroşirürjide ilk 72 saat/3 gün (hatta bazen ilk 96 saat/4 gün) içinde olmalıdır diye benimsenir ve önerilir; hastanemizde tüm bu işlemler birkaç saat içinde gerçekleştirilip ilk 6 saat içinde hastayı ameliyata almamız mümkün olmaktadır. Ameliyatta öncelikli hedef, kanamaya yol açan anevrizmanın klip dediğimiz özel alaşımdan yapılmış, mandala benzer milimetrik boyutlarda bir malzeme ile normal beyin damarlarının hiçbir biçimde zarar görmeden kapatılmasıdır; ayrıca kanamanın temizlenmesi, beyin damar ağacının gözden geçirilmesi ve süreç boyunca ortaya çıkması olası komplikasyonlara yönelik tedbirlerin alınması da ameliyatın temel amaçlarıdır. Bu hastalar için ameliyat sonrasında yine yoğun bakım ünitesinde çok spesifik, ileri bir takip ve yoğun tedavi dönemi şarttır. Bu yaklaşım ile hastada kanamanın oluşturduğu beyin hasarına çok erken müdahale edilebilmekte, anevrizmanın yeniden kanaması riski önlenmekte ve kanama ile başlayan, ayrı bir anayoldan yürüyerek beynin ilave hasar görmesine neden olan süreç kırılmakta, gelişecek diğer ciddi komplikasyonlar oluşmadan ortadan kaldırılmaktadır. Böylece tedavinin ana hatlarını, beyni tüm bu seyir boyunca korumak ve kanamaya yol açan hadiseyi ortadan kaldırmak oluşturur. Ameliyat sonrası süreç nasıldır? Hastanede kalış süresi hastadan hastaya değişiklik gösterir; ancak bu sürenin 14 günden az olmamasını öneriyoruz. Günlük hayata dönüş hastanın kendisine bağlıdır. Bu alandaki tüm bilimsel yayınların gösterdiği verilere göre, kimi hastada en iyi tıbbi tedavi ve ameliyata rağmen ağır nörolojik işlev bozukluğu kalabilir kimi hastalarda hafif nörolojik işlev bozukluğu devam edebilir. Ancak, çok mutluyuz ki, bizim serimizde en sık gördüğümüz sonuç; hastanın iyi bir psikokognitif ve nörolojik tabloda eski normal hayatına dönmesidir. Bu da kanamadan ve ameliyattan yaklaşık bir ay sonra mümkün olabilmektedir. Anevrizma ameliyatı geçirmiş bir kişi hangi belirtiler karşısında mutlaka hekime başvurmalıdır? Bu hastalar Beyin Cerrahisi’nin en ağır ve hassas dengedeki hastalarından olduğu için, zaten hastanın nörolojik ve diğer sistematik tablosu stabil ve optimal düzeye ulaşmadan bu hastaları hastaneden taburcu etmeyiz. Gönderirken de, neler olabileceğini ve ne yapmaları gerektiğini sıkı sıkıya anlatırız. Bu hastalar ile hep irtibatta oluruz, onları sık aralıklarla kontrole çağırırız. Pek sık olmasa da, özellikle baş ağrısı, bulantı‐ kusma, bilinç değişiklikleri, sara nöbetleri, kollarda ve bacaklarda kuvvet kaybı vb. belirti ve bulgular, bu hastaların mutlaka bize haber vermeleri gereken durumlardır. Ancak, pratikte çok sık gördüğümüz davranış biçimi bu hastaların adeta bize bağımlı olmalarıdır. Hastalarımız aradan yıllar geçse dahi, gribal enfeksiyon gibi alakasız bir durumda bile bize danışma ihtiyacı duyarlar. Bu yakın iletişim birçok probleme daha ortaya çıkmadan müdahale edilebilmesine fırsat verir. Hastanın dikkat etmesi gerekenler nelerdir? Hastalar için unutulmaması gereken nokta: Hayatlarında artık yeni bir sayfa açıldığı; en ufak bir ayrıntıyı bile hesaplarken geçirdikleri hastalık ve ameliyatı göz ardı etmemeleri şartıdır. Düzenli bir yaşam, sevilen ve ilgi ile sürdürülen bir meşguliyet, hekimleri ile her zaman irtibat halinde olmaları ve periyodik kontrollerini ihmal etmemeleri bizim ısrarla üstünde durduğumuz noktalardır. 

Güncel Makaleleri Takip Et

E-posta listesine dahil olarak yeni yazı eklendiğinde bildirim alabilirsiniz.

Üye olduğunuz için teşekkürler.

Bir yanlışlık oldu

Galeri